Aknenin nedenleri nelerdir?

Aknenin Dört Temel Nedeni vardır;

 
Akne, kıl-yağ bezleri biriminin hastalığıdır.
Yağ bezleri isimlerini ürettikleri yağlı bir madde olan sebum’dan alırlar. Normal şartlar altında sebum, kıl folikülü boyunca ilerler ve cilt yüzeyine çıkar. Akne oluştuğu zaman sebum folikülün içinde kalır ve dışarı çıkamaz.

Akneler yağ bezlerinin daha yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, kolların üstü ve omuzlar gibi bölgelerde daha çok oluşur. Siyah nokta şeklindeki akne lezyonlarına komedon adı verilirken, kırmızı, şişmiş ve irinli lezyonlara papül, nodül ve püstül denilmektedir.
Komedonların oluşmasını sağlayan dört temel etken vardır:

  • Hormonlar (androjenler)
  • Artan sebum üretimi
  • Folikülün içindeki değişiklikler
  • Bakteriler

Hormonlar (androjenler):
Akneler genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur. Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır. Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.
Artan sebum üretimi:
Yağ bezleri androjenler tarafından uyarıldıktan sonra daha fazla sebum üretmeye başlarlar. Yağlı sebum, folikülün içinde birikir ve yukarıya doğru hareket eder. Yukarı doğru hareket ederken, normal cilt bakterileri ve ölü cilt hücreleriyle birleşir. Sebum üretimi arttıkça, kıl folikülünün tıkanma ve komedonlara neden olma ihtimali de artmaktadır.
Folikülün içindeki değişiklikler:
Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar. Ergenlik döneminde hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler folikülde bir tıkaç oluştururlar.
Bakteri
Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu ortamda yaşayan bakteri P. acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.
Tüm bilgileri birleştirirsek…
Tıkalı foliküller iki çeşit akne oluşumuna neden olabilirler:
(1) komedon, ya da enfeksiyonsuz siyah noktalar, ya da
(2) papül, püstül ve nodül adı verilen enfeksiyonlu lezyonlar

Cilt Yapısı
Cilt, vücudu dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta destek dokusu olan kollajenden, kan damarları ve salgı bezlerinden zengin dermis tabakası yer alır.
Ortada stratum bazale adı verilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk ederler ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikerek stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları, yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler beklenen hızda dökülemez ve tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir görüntü oluştururlar. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir. Akneye eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da orta tabakada hücre yenilenmesini yavaşlatarak ve destek dokusu olan kollajende azalmaya neden olarak cilt sağlığını olumsuz etkilerler.

Genetik Faktörler
Akne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme ihtimali daha yüksektir.
Akne tedavisi konusunda özellikle son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık tedavi edilemeyen akne türü kalmamıştır. Eğer böyle bir risk altındaysanız yapmanız gereken onu bir dermatoloğa götürmek ve tedavisini takip etmek olmalıdır.

ÖZET:

  • Akne lezyonları daha çok yüzde görülür, ama aynı zamanda boyun, omuz, göğüs, kafa derisi, kalça, kol ve bacaklarda da görülebilir.
  • Akne oluştuktan sonra yüzeyde kalan kırmızı leke, bazen ciltte 4-6 ay boyunca görülebilir. Sıcakta ya da egzersiz sonrasında bu iz daha da belirgin bir hale gelebilir.
  • Akne tedavisi haftalar ya da aylar sürebilir.
  • Sadece bölgesel tedavi işe yaramaz. Yüzün ve aknelerin yayıldığı bölgenin tümü düzenli olarak tedavi edilmelidir. Böylece yeni aknelerin oluşması önlenebilir.
  • Akne geçici bir problem değildir. Ancak tedavi edilebilir bir durumdur. Ne kadar kısa süre içinde tedaviye başlarsanız, o kadar kısa zamanda iyileşme başlar.
  • Akneler bir gecede iyileşmez, cildin tamamen düzelmesi için zaman gerekmektedir.
  • Akne hemen her zaman kozmetik bir hastalıktır. Genel fiziksel sağlığa zarar veren bir durum değildir.
  • Akneler ciltte kalıcı izler bırakabilir ve bu da kişinin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebilir. Akne hastalarının mutlaka bir dermatolog gözetiminde tedavi olmaları gerekmektedir.
  • Bugün geliştirilen pek çok ürün ve ilaç sayesinde çocuğunuzun uzun süreli akne problemi yaşamasına ve kalıcı izlere sahip olmasına gerek yoktur.
  • Akneleri sıkmak kalıcı izlere ve lekelere neden olur.
  • Erkekler uzun süreli ve daha çok sayıda akne oluşmasına eğilimlidirler.
  • Yapısal özellikler ve hormonal değişiklikler aknenin en önemli nedenleridir.

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.